• Anasayfa
  • >
  • Yazarlar
  • >
  • Nezir Dinler’den “Boşnakların Atasını Tanıyalım: Gazi İsa Beg İshak Begoviç”

Nezir Dinler’den “Boşnakların Atasını Tanıyalım: Gazi İsa Beg İshak Begoviç”

  • UKİD
  • 2 Yıl önce
  • 0

Gazi İsa Beg İshak Begoviç, biz boşnaklar onu bu isimle adlandırıyoruz. Türkçedeki adı ise Gazi İshak Bey Oğlu Gazi İsa Bey.

Boşnakların atası, hem Sarayevo hem de Novi Pazar’ın kurucusu. Hem Boşnaklara ruhunu veren, hem de şehirlerini imar eden büyük evladı fatihan. Gazi İsa Bey’i tanımayan boşnak eksik boşnaktır.

Üsküp’ün fethini tamamlayan, Novi Pazar Sancağının ve Saraybosna Sancağının Fatihi ve daha önemlisi bu üç yeri de imar eden büyük gazi, büyük komutan ve devlet adamı. Bosna’da her yıl adına ödül veriliyor: “Kurucu Liderlik Ödülü”. 2012’de bu ödül şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a verildi. Ödülün adı içeriğini mükemmel şekilde anlatıyor.


Gazilik nedir?

Gazilik; Din uğrunda savaşanlar için özellikle Türkler tarafından mücahid karşılığında kullanılan bir sıfat ve unvan olarak tanımlanıyor.

İslam tarihi boyunca kullanılmasına rağmen, ilk kez Anadoluyu fetheden Selçuklu emir ve sultanları için bir sıfat ve rütbe olarak Gazi denmiştir.

Dolayısıyla Anadolu’nun fethine katılan emirlerin hepsi gazâ geleneğinin temsilcisi olmuşlardır. Selçuklu Devleti’nin Bizans ile sınırı olan bölgelerine yerleştirilenlerin “uç Türkler’i” diye anılan gaziler topluluğu

 

Gazilikte hedef şehit olmak.

Gazi olmak için ilk şart sağlam bir iman ve kendini Allah yoluna adamak. En büyük hedef ise şehadet şerbetini içmek. Bu temel değerlere sahip olanlar bir araya gelerek gruplar oluşturuyorlar. Bu gruplar başarı kazanıp isimleri duyuldukça katılımlarla büyüyor, büyüdükçe çoğalıyor ve etkinlikleri artıyor. Zamanla gazilerin içinde sivrilen kişi “Bey” oluyor. Beyliklerin içinden en başarılısı “hakan” ya da “sultan” oluyor ve diğer beylikler bu beyliğin hakimiyetine girerek devleti kuruyorlar. Tıpkı, Kayıların Osmanlı İmparatorluğunu kurarken yaşadıkları süreç gibi.

Devlet, varlığını sürdürmek için gazileri ve gaziliği destekliyor. Gaziler, devleti yüceltiyorlar. Balkanlarda çok yaygın ve başarılı olarak uygulanan tımar sistemi de ekonomik tarafı tamamlıyor.

Zaman içinde gazilik babadan oğula geçen ocak hükmünde bir statü haline de geldi. Ancak oğulun evvelâ kendini iyi bir cengâver olarak ispatlaması gerekir.

İlk dönem Osmanlı tarihçisi Âşık Paşa, alp eren (gazi) olabilmek için güçlü bir yürek, cesaret, pazu kuvveti, gayret, iyi bir at, özel bir elbise, yay, iyi bir kılıç ve süngü ile uygun bir arkadaşa sahip olunması gereğinden söz eder.

Balkan Gazileri

Anadolu’nun fethinden sonra Balkanların fethine girişen Gaziler, atları üzerinde cengaverlikleri ve cesaretleriyle boydan boya katettikleri bu coğrafyada düşmanla savaştıkları gibi ayrıca hayranlar da kazandılar.

Sırp, Hırvat, Macar, o dönem henüz müslüman olmamış Arnavut ve Boşnaklar Türk gazilerinden o kadar etkilendiler ki, derebeyler, prensler ve krallar çocuklarını cengaverliği öğrensinler diye Türklere emanet ediyorlardı.
Gazi İsa Beg İshak Begoviç 

İşte bunların en meşhuru da hiç şüphesiz Gazi İsa Bey.

Babası Hersek bölgesindeki Kosaç ve Pavloviç’lere akraba bir derebeyinin oğlu yine meşhur bir gazi olan Gazi İshak Bey.

Babası tarafından Paşa Yiğit adlı Osmanlı Gazisinin yanına verilen İshak Bey, müslüman olduktan sonra büyük başarılar da kazandı. Bunun üzerine Paşa Yiğit’ten sonra Üsküp Sancak Beyliğine getirildi. 1444 yılında vefatı üzerine oğlu İsa Bey Sancak Beyi oldu.


Ailece Gazi

İsâ Bey kardeşleriyle birlikte Kosova, Arnavutluk, Makedonya, Sırbistan ve Bosna bölgelerinde mücadele etti. Zamanla hem kumandan hem idareci olarak şöhret kazandı. 1439’da Sırp despotluğuna son verildiği sırada Üsküp Sancak Beyi idi. 1444 yılı başlarında babasının ölümünün ardından onun yerine Semendire (Smederevo) sancak beyiliğini üstlendi. 11 Temmuz 1444 Segedin Anlaşması ile Semendire Sırbistan’a bırakılınca yeniden Üsküp’e döndü. Bu arada II. Murad’ın Varna (1444) ve II. Kosova (1448) savaşlarına katıldı; bu mücadelelerde büyük yararlılıklar göstererek Balkanlar’daki fetihlerde önemli rol oynayan uç beyleri arasında yer aldı. Özellikle Sırbistan ve Bosna bölgeleri onun ve kardeşi Mustafa Bey’in faaliyet sahasını oluşturdu. Fatih Sultan Mehmed’in daha sonra Bosna’ya akına gönderdiği Îsâ Bey bu görevi de başarıyla yerine getirerek Üsküp’e döndü.

Bosna bölgesinin zaptının ardından (1463) Bosna sancak beyi oldu, bu görevini 1469’a kadar sürdürdü.

 

Üstün başarıları tarihi kitaplarında.

Onu uç beyleri arasında “hüsn-i tedbir sahibi, kesret-i hadem ve fart-ı haşemle mukaddem” bir bey olarak tanıtan İbn Kemal, 1470’te Eğriboz’un alınmasından sonra Mora’daki Vostitza üzerine gönderildiğini, kaleyi muhasara eden Îsâ Bey’in buranın ele geçirilmesinde önemli rol oynadığını belirtir. Üsküp’te yaptırdığı Îsâ Bey Camii’nin kitâbesi 1475 tarihini taşımaktadır. 1476 yılı civarında Üsküp’te vefat ettiği tahmin edilmektedir.

 

Emrinde hıristiyan sipahiler bile vardı.

Îsâ Bey’in Üsküp sancak beyi olarak 1455’te Üsküp vilâyeti hariç olmak üzere Zvečan, Jeleč, Sjenica, Ras, Nikšic, Sarayova (Sarajevo, Saraybosna), Kalkandelen (Tetovo) bölgelerinden tahsis edilen haslarının tutarı yıllık 763.000 akçeye ulaşmaktaydı. Söz konusu bölgelerde kendisinin hizmetinde hıristiyan sipahiler de bulunmaktaydı. Kalkandelen dışındaki diğer bölgelerde 189 timardan 160 kadarı kendi adamlarının elindeydi. Kalkandelen’de yine onun bölgesinde timar sahibi olan kırk bir hizmetkârı bulunuyordu. Îsâ Bey’in taalluku olarak zikredilen hıristiyan timar sahipleri, gulâm statüsünde değil hizmetkâr olarak defterlere kaydedilmişti. Bunlar, muhtemelen bir timar bulamadıkları için Îsâ Bey’in hizmetine girmiş olan hıristiyan askerler olmalıdır.

 

Kazancını hayır işlerine harcadı.

Sancak beyi olarak sağladığı büyük gelirlerin büyük bölümünü hayrata sarfeden Îsâ Bey Üsküp’te kendi adını taşıyan bir Îsâ Bey Camii, mescid, kervansaray, hankah, medrese yaptırdı; ayrıca su kemerleri inşa ettirerek şehrin su ihtiyacını karşıladı.

Ayrıca Îsâ Bey, yeni fethedilen Ras ve Hodidjed (Hodidede ya da bugünkü Saraybosna’nın doğusunda Gradište kasabası) adlarıyla anılan bölgelerde Yeni Pazar (Novi Pazar-Sandzak) ve Sarayevo şehirlerinin kurulmasında yaptırdığı eserlerle önemli rol oynadı.

Sarayevo ve Novi Pazar’ın kurucusu.

Nitekim Kemurazâde Seyfeddin, Sarayova’da Fatih Sultan Mehmed adına bir cami yaptırdığını, Hünkâr Camii (Careva Dzamija) adıyla bilinen caminin bundan dolayı yaptıranın değil sultanın adını taşıdığını yazar. Ayrıca yine Sarayevo’da Bentbaşı olarak anılan su bendini, Kolobara Hanı ve Çarşısı yanında mevlevi tekkesi, imaret, han ve hamam inşa ettirmiştir. Özellikle yaptırdığı sarayın muhteşem olduğu ve bundan dolayı şehre Sarayova adının verildiği rivayet edilir. Bu nedenle Îsâ Bey aynı zamanda Sarayova’nın kurucusu olarak da anılır.

Gazi İsa Bey’in, Novi Pazar’da da şehrin merkezinde yeralan başta bedem olarak adlandırılan kale ve etrafında birçoğu yıkılmış olan hamam ve birçok eseri inşa ettiği bilinmektedir.

Gazi İsa Bey, hem şehirler, hem de Boşnak kimliğini inşa eden bir evladı fatihandır.

Önceki «
Sonraki »

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir