• Anasayfa
  • >
  • Dünya
  • >
  • “Kıbrıs sorunu çözülmezse Anastasiadis seçimi kazanamaz”

“Kıbrıs sorunu çözülmezse Anastasiadis seçimi kazanamaz”

  • UKİD
  • 6 Ay önce
  • 0

KKTC’nin İkinci Cumhurbaşkanı Talat: “Cenevre’de yapılacak zirve uzun zamandır beklenen bir gelişme oldu. Elde edilen ilerlemeler müzakere sürecini öyle bir noktaya taşıdı ki artık Kıbrıs Türk tarafının istediği, garantörlerin de bir araya geleceği ve yeni Kıbrıs’ın güvenlik sistemini konuşacağı beşli konferans hedefi gerçek oluyor”

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, İsviçre’nin Cenevre kentinde 9-12 Ocak’ta yapılacak Kıbrıs müzakerelerinin uzun zamandır beklenen bir gelişme olduğunu belirerek “Eğer Kıbrıs sorunu çözülmezse veya bu süreç çökerse (Rum lideri Nikos) Anastasiadis 2018’deki seçimi kazanamaz. Onun seçimi kazanmasının şartı Kıbrıs sorununda başarı elde etmesidir.” dedi.

Mehmet Ali Talat, Cenevre’de devam edecek müzakerelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cenevre’de yapılacak zirvenin uzun zamandır beklenen bir gelişme olduğunu ifade eden Talat, “Elde edilen ilerlemeler müzakere sürecini öyle bir noktaya taşıdı ki artık Kıbrıs Türk tarafının istediği, garantörlerin de bir araya geleceği ve yeni Kıbrıs’ın güvenlik sistemini konuşacağı beşli konferans hedefi gerçek oluyor.” diye konuştu.

Talat, kendisinin Cenevre zirvesi öncesi “ihtiyatlı iyimser” olduğunu belirterek Güney Kıbrıs’ta “hayır” cephesinde de çok ciddi hareketlenmeler olduğunu ve müzakerelerdeki ilerlemenin ardından, sorunun çözülmesi dışında bir seçenek düşünülmemesi gerektiğini vurguladı.

İsviçre’de kasım ayında yapılan Mont Pelerin zirvelerindeki hedefin garantör ülkelerin katılacağı beşli konferans tarihinin ve toprak kriterinin belirlenmesi olduğunu anımsatan Talat, “Aslında Mont Pelerin zirvesinde elde edilmesi gerekenler elde edilmiş oldu. Böylece hem Cenevre’de 9 Ocak’ta taraflar arasında müzakereler başlayacak hem de 11’inde BM’ye haritaları sunacaklar. 12’sinde de beşli konferans başlayacak.” ifadelerini kullandı.

 

“Yıl ortasında referanduma gidilebilir”

Talat, Cenevre’de garantör ülke olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de bulunduğu beşli konferansta güvenlik konusunun da çözülmesinin beklendiğini kaydederek “Bu süreçte daha yapılacak çok iş var. Daha federal anayasa ve iki kurucu devlet anayasası hazırlanması var. Bunlar hızlı bir şekilde hazırlanırsa yıl ortasında da referanduma gidilebilir. Diğer taraflar da kabul ederse sadece kuruluş anlaşması referanduma sunulur. Geri kalan metinler referandumun sonucuna göre tamamlanır.” şeklinde konuştu.
“Güney Kıbrıs’taki seçim havası müzakere sürecini zehirleyecek”

Rumların, ülkedeki tüm partileri tatmin etmesinin mümkün olmadığını söyleyen Mehmet Ali Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rum lideri Nikos Anastasiadis onlarla uğraşmayıp çözümü bir an önce kurtarmak için elinden geleni yapsa daha doğru olur. Aynı şey Kıbrıs Türk tarafında da var. Ama Akıncı böyle bir eğilimin içine girmiyor. Yani hükümetin iki ortağı çözüm karşıtı bir pozisyon alıyorlar ama buna rağmen Cumhurbaşkanı müzakereleri sürdürüyor. Bu tutum doğru olan bir tutumdur.”

Talat, Güney Kıbrıs’ta 2018’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin atmosferine girildiğinde milliyetçiliğin yükseleceğini söyleyerek “Dolaysıyla seçimlere gelmeden Kıbrıs sorununu çözmek en akıllıcasıdır. Güney Kıbrıs’taki seçim havası müzakere sürecini zehirleyecek. O yüzden acil, erken zamanda çözüm istiyoruz. Kıbrıs sorununun çözümü hem Kıbrıslı Türkler için hem de Kıbrıslı Rumlar için ihtiyaçtır. Bir an önce çözüme gitmek dışında bir seçenek yoktur. Eğer Kıbrıs sorunu çözülmezse veya bu süreç çökerse Anastasiadis 2018’deki seçimi kazanamaz. Onun seçimi kazanmasının şartı Kıbrıs sorununda başarı elde etmesidir.” ifadelerini kullandı.

Cenevre’nin çözüm için son şans olmadığının altını çizen Talat, “Müzakereler devam edecek ama zorlaşacak. Çözüm dışında bir seçenek yok. Tanınma da bir çözümdür. Ayrılık olacaksa da müzakere lazım. Dolayısıyla Kıbrıs Türkü için yolun sonu değil ama gerçekten bundan sonra daha da zor olacak. Birbirini tanımayan ve ortak hiçbir değeri olmayan yeni kuşakların anlaşması daha da zorlaşacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Önceki «
Sonraki »

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir