• Anasayfa
  • >
  • Yazarlar
  • >
  • Nezir Dinler’den “Evladı Fatihan Çanakkale’de Dzonullije (Conulliye)”

Nezir Dinler’den “Evladı Fatihan Çanakkale’de Dzonullije (Conulliye)”

  • UKİD
  • 8 Ay önce
  • 0

Evlad-ı fatihan, Osmanlı Devletiyle bağı fiziken kesildikten sonra bile ruhen Osmanlı’dan ayrılmamıştır. Özellikle Balkan Harbi’nde yaşanan felaketlerden, katliam ve göçlerden sonra Osmanlının zayıflamasının bu bölge müslümanların çok büyük acılar çekmesine sebep olduğu anlaşılınca daha güçlü bir gayret ortaya çıktı. Bu nedenle 1. Dünya Savaşı başlayınca ve özellikle İstanbul’u işgal etmek isteyen düşman donanması Çanakkale’ye ulaşınca Rumeli’nde çok büyük bir seferberlik başladı.

Osmanlı Devletinin Edirne’den ötesini kaybettiği, fiziki bağlantısının kalmadığı ortamda ve evladı fatihanın balkan devletlerinin vatandaşı olduğu bir ortamda bu çok büyük bir fedakarlığı ifade etmektedir. Ancak sanılanın aksine Osmanlı yanında savaşa gönüllü katılma hareketi başıboş, organizesiz bir hareket değildir. İmparatorluk geleneğiyle hareket eden Osmanlı Devleti gönüllü akışını da zannedilenin aksine büyük bir düzen ve sistem içinde yönetmiştir.
O dönemde, Osmanlı’nın Rumeli’ni kaybetmesi çok büyük bir toprak kaybını ifade ettiği gibi aynı zamanda ciddi bir insan kaynağı kaybını da ifade etmektedir. 3 kıtada savaş sürdürmek zorunda kalan Osmanlı için bu büyük bir dezavantajdı. Öte yandan Osmanlı devleti, Almanya, Avusturya-Macar İmparatorluğu ve Bulgaristan’la birlikte savaşa girdiği için onların idaresi altındaki evlad-ı fatihanın gönüllü olarak savaşa katılmasına bu ülkeler birçok sebeple göz yumdular. Hatta bu ülkelerin bazılarında Osmanlı Devleti’nin “askere alma merkezleri” ve “acemi asker eğitim merkezleri” kurmasına bile izin verdiler.

Daha sonra Sırbistan’ın Almanlar tarafından işgal edilmesiyle bu bölgeden de hem Almanlar safında hem de Osmanlı safında savaşmak için askerlik başvuruları gerçekleşmiştir. Bosna ve Sancak bölgesinde bu dönemle ilgili detaylı çalışma yapılmış olmamasına rağmen bu bölgeden 15.000 ile 30.000 arasında gönüllünün savaşa katıldığı bilinmektedir. Bu kadar büyük sayıda katılımın bireysel hareketlerle gerçekleşmesi mümkün değildir.

Yeri gelmişken bir kavram karışıklığına da değinmek gerekir. Birçok kaynakta Boşnak gönüllüler için Dzurumlije (curumlije) ifadesi kullanılmaktadır. Curumlije kelimesi, cürüm işlemiş, suç işlemiş kişileri ifade etmektedir. Osmanlı döneminde bazı seferberlik dönemlerinde hapishanelerde bulunan mahkumlara, savaşa katılmaları karşılığında cezalarını affedileceği teklifi yapıldığı bilinmektedir. Bu nedenle kavramın cürümlüler tarafından oluşturulan birlikler için kullanılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Avusturya-macar imparatorluğu idaresindeki Bosna’da suçluların bu amaçla serbest bırakılmaları pek mümkün görünmemektedir. Eğer, böyle bir olay gerçekleşmişse bile o zaman ayrı ayrı hem gönüllü hem de cürümlü birliklerinin varlığından sözedilmelidir. Bu nedenle benim kanaatim Boşnak gönüllüler, Dzonullije (Conulliye) kavramıyla adlandırılmalıdır.

Konumuza dönecek olursak, sadece Çanakkale Harbi değil, 1. Dünya Savaşının son gününe kadar, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Bosna, Sırbistan, Makedonya ve Yunanşstan’dan yüzbinlerce gönüllü Osmanlı Ordusu içinde savaşa katılmıştır.

Bu süreçte Osmanlı ile ittifak içinde olan bazı ülkeler Osmanlının gönüllü toplamasına izin vermiştir dedik. Bunlardan bilinenleri; Prizren Ahz-ı Asker şubesi yani askere alma şubesi, Köstence Konsolosluğu, Varna Konsolosluğu, Rusçuk Konsolosluğu, Belgrad Diplomarik Temsilciliği, Dedeağaç Konsolosluğu’dur.
Bosna ve Sancak Bölgesinde de askere alma merkezleri bulunması yüksek ihtimaldir. Bu kadar yüksek sayıda gönüllünün o dönemde herhangi organizasyon olmadan en az iki ülke geçerek savaş bölgesine ulaşması çok zordur.

Bu arada kaynaklarda yer alan ve anlamlı bir olayı anlatmak gerekir:

“1916 yılı Ekim ayında gönüllülerden oluşan “Osmanlı Rumeli Müfrezesi” olarak da adlandırılan Takviyeli 177. Piyade Alayı Makedonya cephesine sevkedilmiştir. Bu birlikte görev yapan bir subayın yayınladığı kitapta, Alay’ın Köprülü’ye ulaşması ile mahalli müslüman halktan “kendisinde askerlik yapma kuvveti gören herkes” Alaya gönüllü yazılmak üzere müracaat etmiştir.

Osmanlı askerinin bölgeye yeniden gelmekte olduğunu duyan müslüman ahaliden birçokları, “saatlerce mesafeden ağlaya ağlaya” karşılamaya gelmiş, subay ve erleri evlerinde misafir etmiş ve müfreze birliklerini gördükleri yerlerde kurbanlar kesmişlerdir.”

Tarihi belgelerde Sancak ve Bosna’dan gelen gönüllülerle ilgili az sayıda belge gün yüzüne çıkmıştır.

Bunlardan biri “Belgrad’da tebaa ve menafii Osmaniyeyi himayeye memur” özetle diplomatik temsilci denebilecek İsmet bey tarafından 20 Mayıs 1917 tarihinde İstanbul’a gönderilen “Yeni Pazar ve Pirepol’deki (Prijepolje) ahaliyi İslamiyyeden gönüllü sıfatıyla 800 kişi cem edilmiş olduğu ve bunların 200’er kişilik 4 kafile şeklinde Belgrad üzerinden İstanbul’a gönderileceği” konusuyla ilgili rapordur.

Boşnak Gönüllüleri konusu acilen arşivlerden detaylı bir şekilde araştırılmalı, Boşnakların Osmanlı’ya bağlılıklarını en güzel anlatan bu olay detaylı olarak belgelenmelidir.

Önceki «
Sonraki »

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir