• Anasayfa
  • >
  • Avrupa
  • >
  • “Sadık Ahmet’in soyadını taşımak ağır bir sorumluluk”

“Sadık Ahmet’in soyadını taşımak ağır bir sorumluluk”

  • UKİD
  • 23 Gün önce
  • 0

Batı Trakya’da, mensubu olduğu Batı Trakya Türklerinin hakları için verdiği mücadele ile tanınan doktor ve Dostluk Eşitlik Barış Partisinin (DEB) kurucusu Dr. Sadık Ahmet’in oğlu iş adamı Levent Ahmet, Ahmet soyadını taşımanın gurur verici olmakla birlikte “çok ağır bir sorumluluk” olduğunu söyledi.

Ahmet, babası Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Sadık Ahmet’in ölümünün 22. yılında mücadelelerini ve ölümünden sonra annesi Işık Ahmet ve kardeşi Funda ile geçirdiği zor günleri anlattı.

Sadık Ahmet vefat ettiğinde 15 yaşında olan oğlu Levent Ahmet, “Babam benim elimde vefat etti. O gün yaşadığım acıyı tarif edemem. O acı hiçbir zaman azalmadı. O gün canım ne kadar yandıysa, bugün hala o kadar yanıyor.” dedi.

Ahmet, babasının ölümünden sonra ailesinin çok zor dönemlerden geçtiğini ve Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldıklarını belirterek, şunları anlattı:

“1995’te babamın hayatını kaybettiği çarpışmada, o sırada 12 yaşında olan kardeşim Funda ve annem Işık Ahmet de ağır yaralanmıştı. Babamı Gümülcine’de toprağa verdikten sonra her şeyimizi bırakarak Türkiye’ye gittik. Arkadaşlarımı, okulumu, evimi, odamı hatta diş fırçamı burada bıraktım. Manevi olarak çok zorluklar çektik. Her ne kadar ana vatana gitmiş olsak da bizim için farklı bir ortamdı. Yeni bir ev, yeni bir okul, bunlara alışmak kolay değil. Özellikle canımızın çok yandığı bir dönemde bu hiç kolay olmadı. Bir yandan kaybettiğim babamın acısı, diğer yandan doğup büyüdüğüm memleket hasreti. O dönem olgunlaştığımı düşünüyorum çünkü çok ağır bir sorumluluk hissediyordum.”

Türkiye’de ilk yıllarda kendi imkanlarıyla ayakta kaldıklarını dile getiren Ahmet, annesinin İskeçe’de bulunan ailesinin ve dayısı Mümin Alimolla’nın bu dönemde kendilerine büyük destek olduğunu söyledi.

Ahmet, “Kız kardeşim ve annem ile kalmıştım. Evimizin direği aramızdan ayrılmıştı. Yaşım küçük olmasına rağmen ailenin sorumluluğunu üzerimde hissediyordum. Manevi olduğu kadar maddi açıdan da zor günler yaşadık. Ancak, kendi imkanlarımızla ayakta kalmayı başardık. Bu aşamada İskeçe’de bulunan annemin ailesi ve dayım Mümin Alimolla’nın bizlere çok büyük desteği oldu.” şeklinde konuştu.

“Azınlık sorununu dünyaya duyuran lider”

Levent Ahmet, yaşanan tüm zorluklara rağmen babası ile gurur duyduğunun altını çizerek, “Sadık Ahmet’in, kısacık yaşamına sığdırdığı mücadeleleriyle azınlık sorununu dünyaya duyurmayı başaran bir lider olduğunu” söyledi.

Sadık Ahmet’in, cesur, her zaman her şeye hazır ve kararlı bir kişiliğe sahip olduğunu ifade eden Ahmet, “Onun için ortada kalan hiçbir şey yoktu. Her şey için mutlaka bir çözüm yolu vardı. Anında karar veriyor ve emin adımlarla yürüyordu. Bu profil, biz çocukları için de çok önemliydi.” dedi.

Ahmet, babasının mücadele yıllarında sıkça seyahat ettiğini ve günlerce eve uğramadığını anlatarak, şöyle devam etti:

“Sürekli seyahat ediyor ve dünyanın birçok yerindeki çeşitli kurum ve kuruluşları ziyaret ederek azınlık sorunlarını anlatıyordu. Günlerce eve gelmiyordu. Üstünü değiştirecek zamanı bile yoktu. Çoğu zaman annem ile havaalanlarında görüşüyorlardı. Annem bu kısa süreli görüşmelerinde kendisine içinde temiz giysiler bulunan bir bavul teslim ediyor ve eskisini alıp eve getiriyordu. Baba hasreti çekiyorduk ancak toplum için iyi bir şey yaptığını hissettiğimizden bir şekilde katlanıyorduk.”

 “Babamın yaşadıklarını kabullenemiyordum”

Sadık Ahmet’in, hapis cezasına mahkum edildiği Gümülcine mahkemesindeki yargılanmasını ve daha sonra cezaevinde geçen dönemle ilgili anılarını bir türlü unutamadığını aktaran Ahmet, yaşadığı zor günleri şöyle anlattı:

“Gümülcine mahkemesinde iki gün süren duruşma sonunda babamı, elleri kelepçeli olarak polisler eşliğinde cezaevine götürüldüğünü gördüğümde kahrolmuştum. Elim ayağım titriyor, konuşamıyordum. Babamı götürdüklerinde hayatımın en kötü gecesini yaşadım. Annem sürekli ağlıyor ve telefonda konuşuyordu. Daha sonra Selanik’teki cezaevinde kendisini ziyaret ettiğimizde babamın saçlarının beyazladığını fark ettim. Başka bir gün de, görüşmemiz sırasında gözlerinden yaş aktığını gördüm. Babamı bu şekilde hiç görmemiştim ve çok canım yanıyordu. Babamın yaşadıklarını kabullenemiyordum. Sadece kendini Türk olarak tanımladığı ve ait olduğu topluma ‘Türk’ diye hitap ettiği için bu kadar ağır şekilde cezalandırılmasını bir türlü kabullenemiyordum. Tüm bunlar unutulacak şeyler değil.”

Ahmet, merhum Sadık Ahmet’in ailesine son derece bağlı olduğunu ve çocuklarını çok sevdiğini ancak ömrünü adadığı davayı her zaman birinci sırada tuttuğunu söyledi.

Bu konuda babası Sadık Ahmet ile yaşadığı bir anısını anlatan Ahmet şöyle konuştu:

“Babam bizi çok seviyordu ve her fırsatta bunu bize hissettiriyordu. Ancak hiç unutmam, cezaevinden çıktığında uzun bir zaman sonra evde birlikte yemeğe oturmuştuk. Ben o zamanki çocuk aklımla babama, ‘Baba bırak artık bu işleri. Bak başımıza neler geldi. Ya politikayı bırak, ya da buralardan gidelim’ dediğimde, bana dönmüş ve ‘Bak oğlum, eğer gitmek istiyorsanız, sizi gönderirim’ demişti. Sonra da anneme dönerek, ‘Işık sana da söylüyorum, gitmek istiyorsanız istediğiniz an istediğiniz ülkeye sizi gönderebilirim, ama ben burada kalıyorum’ diye konuşmuştu. Yani bu sözleriyle bizlere, ‘Bakın ben sizleri çok seviyorum ama benim bir davam var ve bunu sürdürmekte kararlıyım’ diyordu. Bunu söylemek kolay değil. Hele o günkü şartlarda ve yaşanan tüm acılardan sonra hiç kolay değil. İşte Sadık Ahmet böyle bir insandı.”

Levent Ahmet, Sadık Ahmet’in mücadelesinde annesi Işık Ahmet’in büyük desteği olduğunu ve ailenin karşılaştığı zorlukları aşmasında önemli rol oynadığını dile getirdi.

Annesinin, Sadık Ahmet’in mücadele yıllarında ve daha sonraki dönemlerde yaşanan zorlukları büyük sabır ve anlayışla karşıladığını anlatan Ahmet, “Burada belirtmem gerekir ki, annem çok sabır gösterdi. Gerek babamı cezaevine götürdüklerinde ve gerekse daha sonra onu kaybettiğimizde adeta bir sabır abidesi gibi hep dik durdu. Şimdi, dönüp geriye baktığımda ne kadar sabırlı hareket ettiğini daha iyi anlıyorum. Sabır ödülü varsa, annem bunu almaya hak kazanan ilk kadın olmalı. Ben her ikisi ile de gurur duyuyorum, iyi ki babam Sadık Ahmet, iyi ki annem Işık Ahmet.” ifadelerini kullandı.

Ahmet, babası Sadık Ahmet ile gurur duyduğunu ve yaşamının her safhasında onu örnek aldığını söyledi.

Ölümünün üzerinden 22 yıl geçen Sadık Ahmet’in unutulmamış olmasının kendisi ve ailesi için büyük manevi güç kaynağı oluşturduğunu ifade eden Ahmet, “Halkımızın ailemize bu denli destek vermesi ve bizleri seviyor olması benim gücüme güç katıyor. Sadık Ahmet’in demokrasi ve insan hakları için verdiği mücadele artık sadece Türk dünyası değil, herkes tarafından biliniyor ve takdir ediliyor.” dedi.

Üniversite eğitimini Türkiye’de tamamladıktan sonra atıldığı iş hayatında “başarılı” bir grafik çizdiğini belirten Ahmet, çalışmalarıyla ait olduğu topluma ve doğup büyüdüğü bölgeye yardımcı olduğu inancını dile getirdi.

Ahmet, babası gibi aktif siyasetle uğraşmasa da, onun kısa yaşamında bıraktığı derin izlerin hayatını şekillendirdiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Ben izlediğim bu yolda onun hayalleri yönünde gittiğimi biliyorum. Yaptığım çalışmalarla ait olduğum topluma ve doğup büyüdüğüm bu topraklara yardımcı olduğuma inanıyorum. Büyüklerim hep anlatır, azınlık toplumunun kalkınması ve bölgenin refahı babamın en büyük hedeflerinden biriydi. Hizmet sadece politika ile değil, başka şekilde de olabilir. Toplumların girişimci iş adamlarına da ihtiyacı var. Benim için en önemli olan merhum babama layık olmak, onun hayallerinin gerçekleşmesine gücüm yettiğince katkı sağlamak, soydaşlarıma, ülkeme yardımcı olmak. Doğup büyüdüğüm yer burası, Gümülcine. Ben buraları çok seviyorum. Ben de bir Batı Trakya Türküyüm. Babam, bu konuda bize müthiş bir manevi güç ve aynı zamanda çok ağır bir miras bıraktı. Sadık Ahmet soyadını taşımak gurur verici olmakla birlikte çok ağır bir sorumluluk. Ben tüm gücümle babama layık bir evlat olmaya ve bize bıraktığı manevi sorumluluğu taşımaya gayret ediyorum, etmeye de devam edeceğim.”

Levent Ahmet kimdir?

Batı Trakya’da, 1995’te otomobilinin Yunan bir çiftçinin kullandığı tarım aracı ile çarpışması sonucu hayatını kaybeden Sadık Ahmet’in oğlu Levent Ahmet, 1979’da Gümülcine’de doğdu. Babası Sadık Ahmet’in ölümünden sonra annesi Işık Ahmet ve kardeşi Funda ile Türkiye’ye yerleşen Ahmet, Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümünü bitirdi. Ahmet, üniversite eğitiminin ardından atıldığı iş hayatında kısa zamanda başarılı bir grafik ortaya koydu. Türkiye ve Yunanistan arasında başta pamuk ticareti olmak üzere çeşitli ticari alanlarda faaliyet gösteren Ahmet, son zaman Gümülcine’ye bağlı Yaka bölgesinde modern kiraz işleme tesisi kurdu.

(AA)
Önceki «
Sonraki »

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir