• Anasayfa
  • >
  • Avrupa
  • >
  • Savaşın tamamını esaret altında işkenceyle geçirdi

Savaşın tamamını esaret altında işkenceyle geçirdi

  • UKİD
  • 3 Ay önce
  • 0

Bosna’da, 1992-1996 yıllarında, savaşın tamamını esir kamplarında işkence görerek geçiren, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından en uzun süre toplama kamplarında kalan kişi olan Süleyman Pilic, suskunluğunu bozarak, “Toplama kampında geçen bir gün bile trajiktir. Tek bir gün bile. Düşünün, dile kolay dört yıl. Bir esir, her saniye öldürülmeyi bekler.” dedi. 

Bosna’daki savaşın başladığı 1992 yılının nisan ayında esir alınarak toplama kampına götürülen eski öğretmen Pilic, savaşın sonuna kadar Bosna Hersek, Karadağ ve Sırbistan’daki farklı toplama kamplarında esir tutuldu, işkencelere maruz kaldı.

Dört yıla yakın süre farklı toplama kamplarında esir tutulan, şu anda 70 yaşında Pilic, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından en uzun süre toplama kamplarında kalan kişi ünvanına da sahip.

Savaşın ardından yerleştiği ABD’den hayatının en zor günlerini anlatmak için ülkesine döndüğünü söyleyen Pilic, “Buraya gelme sebebim doğruları anlatmak. Bunu daha önce yapamamamın sebebi yaşadığım sağlık sorunlarıydı.” dedi.

Pilic, dört yıla yakın bir süre esir kalmasının sağlığına zarar verdiğini vurgulayarak, akciğer ve böbreklerinde ciddi sıkıntılar bulunduğunu, ayrıca beyin ameliyatı da geçirdiğini aktardı.

 “Bana en çok acı ve ızdırap yaşatan yer”

Esaret yıllarını anlatan Pilic, “Her şey 10 Nisan 1992’de başladı ve 26 Ocak 1996’ya kadar sürdü. Esir alındığım ilk yer Bosna Hersek’ti. Sonra Sırbistan ardından Karadağ, sonra yine Sırbistan. Daha sonra, bazılarının ‘Srpska’ (Sırp) diye adlandırdığı, benimse ‘Mrska’ (iğrenç) dediğim bir cumhuriyete getirildim. Böyle dememin sebebi, bana en çok acı ve ızdırap yaşatan yer olması.” diye konuştu.

Aralarında Sırp ve Boşnakların bulunduğu bir grupla 10 Nisan 1992’de memleketi Kupres’ten Bugojno’ya gitmek üzere yola çıktıklarını anlatan Pilic, Kupres’in çıkışında durdurulduklarını ve bir yere kapatıldıklarını söyledi. Pilic, gruptaki Sırp erkekler ayrıldıktan bir süre sonra silah sesleri duyulduğunu, daha sonra kendilerine yola devam etmeleri izni verildiğini aktardı.

Sırp kökenli eşi Zorka Pilic’in yanına Sırbistan’a gitmek üzere Bugojno’dan Saraybosna’ya oradan da Belgrad’a vardığını dile getiren Pilic, “Belgrad’a vardığımda Kupresli biri tarafından ifşa edildim. Ardından bir subay tarafından gözaltına alındım. Daha sonra eşimin memleketi Novi Sad’a gitmek üzere serbest bırakıldım.” şeklinde konuştu.

Bir süre sonra Karadağ’a geçen Pilic, Yugoslavya’yı terk etmek için buradaki Kızıl Haç Örgütü’nden yardım talep ettiğini, bundan birkaç gün sonra da esir alındığını belirtti.

Karadağ’daki Boşnakları örgütlemek için buraya geldiğini itiraf etmesi ve Kupres’teki Sırplara ne olduğunu anlatması istenen Pilic, istediklerini anlatmayınca başına metal çubuklarla vurulduğunu ve türlü işkencelere maruz kaldığını anlattı.

  “40 kiloya kadar düştüm”

Uzun sürecek karanlık günlerin o tarihlerde başladığını dile getiren Pilic, Karadağ’dan trenle Belgrad’a götürüldüklerini ve burada birkaç gün sorguya çekilip işkenceye uğradıktan sonra Saraybosna yakınlarındaki Pale’ye nakledildiklerini söyledi.

Pale’de, toplama kampına dönüştürülen bir spor salonunda yüzlerce Müslümanla haftalarca işkenceye maruz kaldığını ifade eden Pilic, oturamayacak şekilde kalorifer peteğine bağlandığını ve haftalarca ayakta durmak zorunda bırakıldığını anlattı. Pilic, “İçeri giren herkes ilk bana vururdu. Daha söyleyemediğim birçok işkenceye maruz kaldım.” dedi.

Pilic, yaklaşık üç buçuk yıl da Banja Luka şehrindeki Tunjice toplama kampında tutulduğunu, savaştan önce hapishane olan Tunjice’nin, savaş döneminde ülkedeki en büyük toplama kamplarından birine dönüştüğünü kaydetti.

En uzun süre kaldığı Tunjice’de yaşadıklarına da değinen Pilic, savaştan önce hiçbir zaman 70 kilonun altına inmeyen atletik vücuda sahip biri olduğunu ancak Tunjice’de 40 kiloya kadar düştüğünü, türlü işkenceler gördüğünü, hayatta kalma mücadelesi verdikleri kampta hücrelerin büyük anahtarlarıyla dövüldüklerini anlattı.

Pilic, Tunjice’de “esaretinin kaydedildiğini” vurgulayarak, “Öncesinde Sırbistan, Karadağ ve Pale’de esir tutulduğum kaydedilmemişti.” dedi.

 “Sabah kampta bağlıyken, kendimi dört yıldan sonra otel odasında buldum”

Savaş 1995 yılının sonbaharında sona ermesine rağmen 26 Ocak 1996’ya kadar Tunjice’de esir tutulduğuna işaret eden Pilic, serbest bırakıldığı güne dair şunları söyledi:

“Herkes gitmişti. Kampta bir ben kalmıştım. Gardiyan gelip toplama kampı idarecisinin beni çağırdığını söyledi. Yanına gittiğimde beni tebrik edip sigara teklif etti. Serbest bırakılacağımı söyledi. Öylece, onca zaman sonra. Çıkıp sivilleri Sanski Most’a taşıyan bir otobüse bindim. Vardığım yerden beni alıp bir otele götürdüler. Düşünsenize, sabah kampta bağlı haldeyken, kendimi dört yıldan sonra bir otel odasında buldum. Banyo yapıp yattım. Onca zaman sonra. Sabah otelde kahvaltı edip oradaki insanlarla kahvemi yudumladım.”

Pilic, yaklaşık dört yıl süren esareti boyunca türlü zorlukla çektiğini ancak Pale’de esir tutulduğu dönemde yaşadığı bir olayın kendisinde derin iz bıraktığını söyledi. Toplama kapımdaki gardiyanların zaman zaman oraya çocukları da getirdiklerini anlatan Pilic, “Kızım yaşlarında, henüz 13-14 yaşında bir kız çocuğunu çok net hatırlıyorum. Baltanın sapıyla başıma vurmuştu. Belki fiziksel olarak değil ama psikolojik olarak bende en büyük izi bırakan olay bu olmuştu. Uzun süre eşime dahi bunu anlatamadım.” dedi.

 “Film çekilmeli ki dünya, toplama kamplarında olup bitenleri görsün”

Pilic, sözlerini şöyle sürdürdü:

“1990’lı yıllarda yaşananların ele alındığı bir film çekilse, şüphesiz dünyanın yoğun ilgiyle karşılayacağı bir film olurdu. Yalnızca benim hikayem yüzünden değil, tüm Bosnalılar, tüm Boşnaklar için, işkenceye maruz kalan herkes için böyle bir film çekilmeli. Çekilmeli ki dünya, toplama kamplarında olup bitenleri görsün. Toplama kampında geçen bir gün bile trajiktir. Tek bir gün bile. Düşünün, dile kolay dört yıl. Toplama kampında bir gün bile geçirenler iyi bilir. Esir, her saniye öldürülmeyi bekler.”

Yaşadıkları nedeniyle 2010 yılında Karadağ’ı dava eden ve Sırbistan ile Bosna Hersek’teki Sırp Cumhuriyeti’ni (RS) de dava etmeye hazırlanan Pilic, bölge ülkelerinin 1990’lı yıllarda Bosna Hersek’te yaşananlarda payı yokmuş gibi davranamayacağını vurguladı.

Bosna Hersek Toplama Kampı Mağdurları Birliğinin verilerine göre, savaşta kurulan 657 toplama kampında yaklaşık 200 bin kişi esir tutuldu, 30 bine yakını öldürüldü, kadın-erkek 25 bine yakın esir tecavüze uğradı.

(AA)
Önceki «
Sonraki »

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir