UKID Faaliyeti

Ümraniye Belediyesi ve Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği (UKİD) iş birliğiyle düzenlenen “6 Şubat Depremlerinin Düşündürdükleri” başlıklı programda konuşan Jeofizik Mühendisi, Sosyolog ve Afet Yönetim Uzmanı Ali İlker Bulut, depremin bir “düşman” değil, dünyanın yaşaması için gerekli bir “mucize” olduğunu belirterek, asıl sorunun insanın hatalı tercihlerinde yattığını vurguladı.

Ümraniye’de gerçekleştirilen ve UKİD Başkanı Zeki Çalışkan, … Vakfı Başkanı Fuat Dönmez ile çok sayıda uzmanın katıldığı programda, 6 Şubat depremlerinin teknik analizi, İstanbul’un deprem gerçeği ve afet yönetiminin sosyolojik boyutları ele alındı.

“Afet Olayın Kendisi Değil, Sonucudur”

Konuşmasına afetin tanımını yaparak başlayan Ali İlker Bulut, afetin aslında doğal veya insan kaynaklı olağan dışı olayların bir sonucu olduğunu belirtti. Gerekli tedbirler alınmadığında doğa olaylarının afete dönüştüğünü ifade eden Bulut, 6 Şubat depremlerinin “asrın felaketi” olarak nitelendirilmesinin teknik sebeplerini açıkladı. Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde 500 ile 1000 yıllık periyotlarla büyük depremler yaşandığını hatırlatan Bulut, 6 Şubat’ta yaklaşık dört segmentin aynı anda kırılmasının ve 9 saat arayla iki büyük depremin yaşanmasının yer bilimciler için bile öngörülemez bir süreç olduğunu ifade etti.

“3300 Atom Bombası Gücünde Bir Enerji”

6 Şubat depremlerinin karasal alanda meydana gelen en büyük enerjili depremlerden biri olduğuna dikkat çeken Bulut, “Bu depremle birlikte yaklaşık 3300 atom bombasının bir anda patlamasıyla oluşabilecek bir enerji açığa çıktı ve kıtalar 6 metreden fazla yer değiştirdi” dedi. Bulut, bu denli büyük bir enerji karşısında ihmallerin etkili olabileceğini ancak depremin tek başına bile devasa bir yıkım gücüne sahip olduğunu vurguladı.

Deprem Bir Felaket mi, Yoksa Yaşamın Anahtarı mı?

Depremin genellikle bir “düşman” olarak görüldüğünü ancak bilimsel olarak dünyanın canlılığını gösteren bir “mucize” olduğunu savunan Bulut, şu dikkat çekici bilgileri paylaştı:

  • Manyetik Alan ve Atmosfer: Depremleri oluşturan konveksiyon akımları durursa dünyanın manyetik alanı kaybolur. Bu alan olmazsa güneşten gelen zararlı ışınlar ve atmosfer korunamaz, dünyada yaşam son bulur.
  • Doğal Kaynaklar: Petrol, gaz yatakları ve termal sular, depremlerle oluşan kırıklar sayesinde yeryüzüne ulaşır.
  • Coğrafi Güzellik: Türkiye’nin “cennet” olarak nitelendirilen dağları, iklimi ve bitki örtüsü bu jeolojik hareketliliğin bir sonucudur.

“Düşmanımız Deprem Değil, Tercihlerimiz”

Bulut, afete dönüşen sürecin merkezinde insan tercihlerinin yer aldığını belirterek, “Deprem karar vermiyor, biz karar veriyoruz. Zayıf zeminleri tercih etmemiz, mühendislik hizmeti almamış binalarda oturmamız bir tercihtir” dedi. İstanbul özeline de değinen uzman, Anadolu yakasının jeolojik olarak Avrupa yakasına göre daha sağlam ve kayalık yapılardan oluştuğunu, riskin zemin etkisi nedeniyle Avrupa yakasında daha yüksek olduğunu haritalar üzerinden gösterdi.

“Yapay Deprem” İddialarına Bilimsel Yanıt

Kamuoyunda sıkça tartışılan “yapay deprem” veya Tesla teknolojisi (HAARP) gibi iddialara da değinen Bulut, bu tür söylemlerin bilimsel bir dayanağı olmadığını ifade etti. Bir fayı hareket ettirmek için gereken devasa enerjinin gemilerle üretilmesinin mümkün olmadığını belirten Bulut, bu iddiaların “emperyalist güçlerin algı operasyonu” olduğunu ve halkı yıldırmayı amaçladığını savundu.

Arama Kurtarma Ekiplerine Teşekkür

Programda UKİD’in akredite arama kurtarma ekibi de hazır bulundu. Bulut, bu ekiplerin fedakarlıklarını vurgulayarak, “Onlar artçı depremler devam ederken iğneyle kuyu kazar gibi hayat kurtarıyorlar. Biz tercihlerimizi doğru yaparsak onların işlerini kolaylaştırırız” dedi.

Program, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve mahalle kültürünün afet sonrasındaki dayanışmadaki önemi üzerine yapılan değerlendirmelerle son buldu.