UKID Faaliyeti

UKİD tarafından Sarı Saltuk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ağaçla Bir Ömür” başlıklı etkinlikte, yarım asırdır ahşaba hayat veren usta sanatçı Suat Yazıcı, bir zanaatın sanata dönüşme serüvenini dinleyicilerle paylaştı. 2010 yılında İstanbul’da “Yılın Ahisi” seçilen ve “Yaşayan İnsan Hazinesi” adayı olarak gösterilen Yazıcı, programda ağacın dilini, malzemenin iklimle barışını ve 50 yıla sığan sanatsal müktesebatını anlattı.

Bingöl’den Galata Kuledibi’ne Uzanan Bir Yolculuk

Programın açılışında Suat Yazıcı’nın hayat hikayesinin, bir ağacın hakikate dönüşme serüveni olduğu vurgulandı. 1952 yılında Bingöl’ün Kiğı ilçesinde doğan Yazıcı, 1967 yılında Bingöl Sanat Enstitüsü’nde “dekorasyon” kelimesinin büyüsüne kapılarak bu yola çıktığını belirtti. 1970 yılında okulunu birincilikle bitirdikten sonra İstanbul’a gelen sanatçı, mesleğin inceliklerini Galata Kuledibi’nde Rum, Ermeni ve İtalyan ustaların rahle-i tedrisinden geçerek öğrendiğini ifade etti.

Yazıcı, o dönemdeki ustalardan sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi de edindiğini belirterek, “Lise mezunu olmama rağmen çıraklığa talim ettim. İki yıl boyunca el aletleriyle çalışarak, projenin ve malzemenin dilini çözmeye gayret ettim” dedi.

“Zahmetsiz Rahmet Olmaz”

Konuşmasında sabrın ve merakın önemine sık sık değinen Suat Yazıcı, “Zahmetsiz rahmet olmaz, acı çekmeden sanatçı olunmaz” düsturuyla hareket ettiğini söyledi. Mimar Mehmet Tataroğlu’nun rehberliğinde geleneksel Türk-İslam ahşap sanatının en nadide örneklerini günümüze taşıyan Yazıcı, 1981 yılında Banker Kastelli’nin evinden, 2003 yılında Türkiye Ermenileri Patrikhanesi’nin restorasyonuna kadar pek çok prestijli projede görev aldığını aktardı.

Özellikle restorasyon çalışmalarında aslına sadık kalmanın ve doğru malzeme seçiminin hayati olduğunu vurgulayan sanatçı, “Bir ağaç dikilirken hangi iklime karşı gardını almışsa, o iklimde uzun yaşar. Bizim coğrafyamızda 5.000 avroluk tik ağacı yerine 50.000 liralık yerli kestane kullanmak çok daha uzun ömürlü sonuçlar verir” uyarısında bulundu.

Geleceğe Miras: Ümraniye’deki Müze Atölye

Yazıcı, son 8 yıldır birikimlerini gelecek nesillere aktarmak amacıyla Ümraniye’deki dört katlı atölyesinin üst katını bir müze-atölyeye dönüştürmek için çalıştığını müjdeledi. Bu atölyede 1976 yılından bu yana çizilmiş yüzlerce projenin ve binlerce motifin yer aldığı, “kozmik oda” olarak adlandırdığı geniş bir arşivin bulunduğunu belirtti.

Akademik dünyadaki tasarım eğitimine dair eleştirilerini de dile getiren Yazıcı, “Bir mobilyayı üretecek insanın yüksek bir eşya kültürüne sahip olması gerekir. Tasarım, kağıt üzerinde her detayıyla çözülmeden işe başlanmamalıdır” dedi.

“Ahi Ocağının Bir Mensubu Gibi Çalıştım”

50 yıllık meslek hayatını bir Ahi ocağı mensubu sorumluluğuyla tamamladığını belirten Suat Yazıcı, sözlerini şöyle noktaladı: “Müşterilerime demir vaat edip gümüş, gümüş vaat edip altın vermeye çalıştım. Bugün ömrümü boşa geçirmediğimi görmenin mutluluğunu yaşıyorum.”

Etkinlik sonunda katılımcılar, Yazıcı’nın ahşabı bir keramet haline getiren sanat anlayışından duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu tür programların geleneksel sanatlarımızın yaşatılması adına taşıdığı öneme dikkat çektiler.