UKİD ve Ümraniye Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen anma programında, Türk kültür ve irfan hayatının müstesna şahsiyetlerinden Fethi Gemuhluoğlu, vefatının yıl dönümü yaklaşırken derinlikli bir panelle yâd edildi. Sarı Saltık Kültür Merkezi’nin vakur atmosferinde gerçekleştirilen programda, Gemuhluoğlu’nun rahle-i tedrisinden geçmiş olan Prof. Dr. Abdullah Uçman, hocasının şahsiyeti, düşünce dünyası ve genç kuşaklar üzerindeki silinmez izlerini dinleyicilerle paylaştı.
“Türk Kültürünün İnsan Kılığında Tecelli Etmiş Hali”
Programın açılışında Gemuhluoğlu’nun sadece bir isim değil, “önce selam, sonra kelam” düsturuyla gönülleri fetheden bir irfan abidesi olduğu vurgulandı. Prof. Dr. Abdullah Uçman, Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle “ateş hattındakilere sakalık eden”, Muharrem Ergin’in deyimiyle ise “Türk kültürünün insan kılığında tecelli etmiş bir hali” olan Gemuhluoğlu’nun, dünya malına ve mevki hırsına asla prim vermeyen bir şahsiyet olduğunu belirtti.
Uçman, Gemuhluoğlu’nun kimseye benzemeyen ve kimsenin de ona benzeyemediği, Yahya Kemal’in “Hezar gıpta o devri kadim efendisine / Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine” mısralarıyla tarif edilebilecek kadar müstesna bir figür olduğunu dile getirdi.
Gençlerin İstikamet Rehberi: “Hiç Aşık Oldun Mu?”
Fethi Gemuhluoğlu’nun en bilinen ve derinlikli özelliklerinden biri olan gençlerle diyaloğuna değinen Prof. Dr. Uçman, onun kapısını çalan her gence sorduğu “Hiç aşık oldun mu?” sorusunun altındaki felsefeyi anlattı. Uçman’a göre bu soru, “bir insanı sevemeyenin Hakk’ı da sevemeyeceğine” dair en yalın ve derin ihtardır.
Gemuhluoğlu’nun gençleri sadece akademik olarak desteklemekle kalmadığını, onları evlendirdiğini, iş bulduğunu ve her birini birer Enderun mektebi disipliniyle cemiyete kazandırdığını belirten Uçman, kendisinin de 1972 yılında bir yabancı dil bursu için çaldığı o kapıdan, ömür boyu sürecek bir istikamet kazanarak çıktığını ifade etti.
Edebiyat ve Sanata Verilen Değer
Anma programında Gemuhluoğlu’nun edebiyat, sanat ve kültür hayatına olan titiz takibi de gündeme geldi. Uçman, Gemuhluoğlu’nun 1970’li yılların zorlu anarşi ortamında dahi gençlerin çıkardığı “Yeni Sanat” gibi dergilere maddi ve manevi büyük destekler verdiğini anlattı.
Hocasının Sezai Karakoç’u “şiirin ebedi ustası” ve “bir yeniden diriliş muştusu” olarak gördüğünü belirten Uçman, Gemuhluoğlu’nun gençlere yazdığı bir mektuptaki şu ifadeleri hatırlattı: “Süfli ve eciş bücüş, içleri karanlık, gözpınarları kurumuş edebiyat komisyoncularının elinden şiiri kurtarınız. Bu meşguliyetinizin sizlerin bir tarzı ibadet olduğunu müjdelerim”.
Dostluk ve Estetik Felsefesi
Gemuhluoğlu’nun “Dostluk Üzerine” yaptığı konuşmaların ve yazdığı mektupların bugün hala birer “kelâm-ı kibar” niteliği taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Uçman, onun bazı unutulmaz öğütlerini sıraladı:
- “İşini bulan değil, eşini bulan kurtulmuştur.”
- “Para kazanmayı bırakın, dost kazanmaya bakın.”
- “İslam dini tenkit üzere değil, tebliğ üzeredir.”
Gemuhluoğlu’nun estetiğe ve adaba verdiği öneme de dikkat çeken Uçman, hocasının cebinde son 1 lirası kalan bir gence, o parayla simit almak yerine bir film seyretmesini veya tiyatroya gitmesini tavsiye edecek kadar sanata ve gönül zenginliğine değer verdiğini aktardı.
Bir “Gönül Adamı”nın Mirası
Prof. Dr. Abdullah Uçman, Fethi Gemuhluoğlu’nun İstanbul’u “Belde-i Tayyibe” olarak nitelendirdiğini ve bu şehrin manevi muhafızlarına, özellikle Amiş Efendi ve Mustafa Özer Efendi gibi zatlara olan derin bağlılığını anlattı. Gemuhluoğlu’nun hayatını “Dini Mübin-i İslam” yoluna vakfettiğini belirten Uçman, onun vefatından yaklaşık yarım asır geçmesine rağmen hala bir “yıldız gibi parlamaya” devam ettiğini söyledi.
Etkinlik, dinleyicilerin soruları ve Fethi Gemuhluoğlu’nun aziz hatırasına edilen dualarla sona erdi.
