Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği (UKİD) tarafından düzenlenen “Kur’an ve Sünnet Zaviyesinden Tasavvuf” başlıklı konferansta konuşan Prof. Dr. İrfan Gündüz, tasavvufun kaynağının ve metodunun tamamen İslam’ın özünden neşet ettiğini vurguladı.
UKİD Sarı Saltuk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte Prof. Dr. Gündüz, tasavvufun dış kaynaklı bir akım olduğu yönündeki iddiaları çürüterek, bu ilmin “yerli ve milli” karakterine dikkat çekti.
“Tasavvuf, İslam’ın Kalbine Dokunan İlmi Bir Cephedir”
Konferansın açılışında tasavvufun sadece nazari bir tartışma alanı değil, aynı zamanda ameli hayata dokunan manevi bir derinlik olduğu ifade edildi. Prof. Dr. İrfan Gündüz, özellikle Batılı şarkiyatçıların (oryantalistlerin) tasavvufu Hristiyanlık, Budizm veya Hint hikmeti gibi dış kaynaklara dayandırma çabalarını eleştirerek, “Cebimizde taşıdığımız güneşi bize dışarıda arattırıyorlar. Tasavvuf kelimesi tamamen Arapça asıllı, yerli ve milli bir kelimedir” dedi.
Peygamberlerin Tasfiye Süreci ve “Mustafa” İsmi
Tasavvufun özünün “arınma ve arındırma” (tasfiye) olduğunu belirten Gündüz, bu kavramın kaynağının doğrudan Kur’an-ı Kerim olduğunu söyledi. Peygamberlerin vahiy alabilecek kıvama gelmek için bir “tasfiye süzgecinden” geçtiklerini ifade eden Gündüz, Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) “Mustafa” isminin de “tasfiye edilmiş, seçilmiş” anlamına geldiğini hatırlattı. Gündüz, “Peygamberler, beşeri zaaflarından arındırılarak vahyi alabilecek kıvama getirilmiş antenli insanlardır” benzetmesini yaptı.
İhsan Kavramı ve Tasavvufun Metodu
Konuşmasında Cibril Hadisi’ne de değinen Prof. Dr. Gündüz, İslam’ın şartlarının fıkıh, imanın şartlarının kelam ilmini doğurduğu gibi, “Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmek” anlamına gelen ihsan kavramının da tasavvuf ilminin temelini oluşturduğunu belirtti.
Tasavvufun metodunun da Kur’ani olduğunu savunan Gündüz, şu noktalara dikkat çekti:
- Halvet ve Uzlet: İnsanın toplum içindeki aşırı meşguliyetinden (ünsiyet) kaynaklanan manevi dağılmayı önlemek için başvurulan bir yöntemdir. Bunun kökeni Hz. Musa’nın Tur Dağı’ndaki 40 günlük halvetine dayanır.
- Zikir: İnsanoğlunun en büyük zaafı olan “nisyan” (unutkanlık) illetine karşı tek ilaçtır. Allah’a verilen sözün (elest bezmi) hatırlanması ve emirlerin hayata otorite olması ancak zikirle mümkündür.
“İçimizdeki Musa ve Firavun Kavgası”
Prof. Dr. İrfan Gündüz, her insanın içinde sürekli bir iktidar ve muhalefet kavgası yaşandığını belirterek, Mevlana Celaleddin Rumi’nin öğretisinden örnekler verdi. Ruhun “Musa’yı”, nefsin ise “Firavun’u” temsil ettiğini ifade eden Gündüz, “En büyük kavga kendi yüreğimizdedir. Eğer insan içindeki Firavun’u boğar ve Allah yolunda bir insan olursa Cebrail’den daha yüce bir varlık haline gelir” dedi.
Konferans, Prof. Dr. İrfan Gündüz’ün “Önce biz müstakim (istikamet üzere) olacağız; başkasından önce kendimizi düzeltmeliyiz” mesajıyla ve yaptığı dua ile sona erdi.