Ümraniye Belediyesi ve UKİD iş birliğiyle düzenlenen “Makedonya’da Türklük Mücadelesi: Yücel Teşkilatı” başlıklı programda, Balkanlar’daki Türk varlığını korumak için canlarını feda eden Yücelciler yad edildi.
Ümraniye Sarı Saltuk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe, tarihçi ve yazar Yıldırım Ağanoğlu ile Yücelci bir aileden gelen araştırmacı Eren Atala Eriş konuşmacı olarak katıldı. Programda, 1941 yılında Üsküp’te temelleri atılan Yücel Teşkilatı’nın, totaliter rejimlerin asimilasyon politikalarına karşı sergilediği efsanevi direniş ve 1948 yılında yaşanan trajik idam süreci tüm yönleriyle ele alındı.
Milli Hafızanın Muhkem Kalesi: Yücel Teşkilatı
Programın açılışında, Yücel teşkilatının Balkan Türklüğünün lisanını, kültürünü ve binlerce yıllık mirasını korumak adına vücut verdiği şeref mücadelesine vurgu yapıldı. 1941 senesinde Üsküp’ün kadim sokaklarında yeşeren bu hareketin, Türk kimliğine vefa borcunu şehadetleriyle ödeyen kahramanların mirası olduğu belirtildi. Özellikle 1948 yılında “casusluk” iftirasıyla haksız hükümlere maruz bırakılan ve mezar yerleri dahi gizlenen Şuayb Aziz Efendi, Nazmi Ömer, Adem Ali ve Ali Abdurrahman’ın milli vicdandaki yerinin dipdiri olduğu ifade edildi.
“Kitaplarımızda Tek Satır Bilgi Yoktu”
Moderatör Yıldırım Ağanoğlu, Yücel Teşkilatı üzerine yaptığı araştırmaların zorlu sürecini anlatırken, 1980’li yıllarda üniversite eğitimini alırken dahi tarih profesörlerinin bu teşkilattan haberdar olmadığını ve ders kitaplarında bu konuya dair tek satır bilgi bulunmadığını vurguladı. Ağanoğlu, teşkilatın hayatta kalan son üyeleriyle 1996 yılında tanıştığını ve o dönemde “terörist” ya da “casus” olarak yaftalanan bu insanların aslında pırıl pırıl, kültürlü ve vatansever Türk aydınları olduğunu ifade etti.
500 Sayfalık Bir Başvuru Kaynağı ve Yeni Belgeler
Teşkilatın genel sekreteri Şerafettin Ferit’in torunu olan araştırmacı Eren Atala Eriş, on yıllık bir çalışmanın ürünü olan ve Yücel Teşkilatı’nı tarihi arşivler ışığında inceleyen 500 sayfalık kitabını dinleyicilere tanıttı. Eriş, araştırmaları sırasında Makedonya arşivlerinde teşkilat üyelerinin yargılandığı iki dakikalık mahkeme görüntülerine ulaştığını belirtti.
Programın en duygusal anlarından biri, Teşkilat Başkanı Şuayb Aziz Efendi’nin idam edilmeden kısa bir süre önce ailesine yazdığı son mektubun okunması oldu. Bir çikolata kağıdının arkasına kurşun kalemle yazılan ve idamdan sonra ailesine teslim edilen paltonun astarına gizlenen mektupta, Aziz Efendi’nin ailesine veda ederken söylediği “Milletimin kurbanıyım” sözü, salonu duygulandırdı.
“Sessiz Türk Göçü”nün Başlangıç Noktası
Etkinlikte, 1948’deki bu yargılamaların sadece bir grup aydına yönelik olmadığı, aslında Balkanlardaki Türk varlığını başsız bırakmayı amaçlayan bir strateji olduğu kaydedildi. 6 gün süren “jet mahkeme” sonrası gerçekleştirilen idamların ve baskıların, 1953 yılında başlayacak olan ve yüz binlerce Türk’ün anavatana sığındığı “Sessiz Türk Göçü”nün ana sebeplerinden biri olduğu vurgulandı.
Yücelcilerin İdealleri Bugün de Yaşıyor
Konuşmacılar, Yücelcilerin o dönem talep ettiği Türkçe eğitim, kültürel temsil ve hakların, idamlarından yıllar sonra Tito rejimi tarafından kısmen de olsa tanınmak zorunda kalındığına dikkat çekti. Bugün Üsküp’te ve Kosova’nın Mamuşa kasabasında Yücelciler anısına dikilen anıtların, bu kahramanların mücadelesinin unutulmayacağının birer nişanesi olduğu belirtildi.
Programın sonunda Ümraniye Belediyesi tarafından, Eren Atala Eriş’in kaleme aldığı ve Yücel Teşkilatı’nın mücadelesini anlatan kitaplar katılımcılara hediye edildi. Etkinlik, Balkan Türklüğünün tarihine ışık tutan bu önemli konunun Türkiye kamuoyunda daha fazla bilinmesi temennisiyle sona erdi.


