UKİD ve Ümraniye Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen “Mâverâda Söyleniş” başlıklı konferansta, Türk medeniyetinin manevi kökleri, düşünce dünyasındaki kırılmalar ve gelecek vizyonu masaya yatırıldı. Programda konuşan mütefekkir Dr. Sait Başer, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Mâverâda Söyleniş” şiiri ekseninde Türk Müslümanlığı ve “Töre” kavramının derin hikmetlerini katılımcılarla paylaştı.
Balkanlar’dan Gönül Köprüsü: “Biz Hâlâ Görev Başındayız”
Etkinlik, Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) Başkanı Erdoğan Saraç’ın selamlama konuşmasıyla başladı. Kuzey Makedonya’dan gelerek toplantıya katılan Saraç, Balkan Türklerinin milli refleks ve vicdanını temsil ettiklerini belirterek, “Siz bizleri zamanında Anadolu’nun en az ilahileri olarak Balkanlara Türklüğün ve İslam’ın bekçiliğini ve bayraktarlığını yapmak için gönderdiniz. Biz hâlâ görev başındayız” ifadelerini kullandı. Saraç, Türkiye’nin güçlü olmasının gönül coğrafyalarındaki tüm Türkler için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Dr. Sait Başer: “Milliyetimizi Yesevî’de Bulacağız”
Konferansın ana konuşmacısı Dr. Sait Başer, ömrünü vakfettiği Türk medeniyet felsefesi üzerine ufuk açıcı açıklamalarda bulundu. Yahya Kemal’in şiirini bir “medeniyet belgesi” ve “türeyiş damgası” olarak nitelendiren Başer, milliyetin köklerinin Hoca Ahmed Yesevî’de aranması gerektiğini belirtti.
Başer, Hoca Ahmed Yesevî’nin İslam’ı Türkçe anlatma hassasiyetine dikkat çekerek, “Yesevî, İslam hikmetini bu insanlara kendi dilleriyle söyleyin derdi. Yahya Kemal’in gözünde de milliyetimizi bulacağımız adam odur” dedi. Türk Müslümanlığının temel taşının İmam Maturidi’nin akait çerçevesi olduğunu hatırlatan Başer, “Zat ve sıfat birbirinden ne ayrıdır ne gayrıdır” hükmünün Türk ahlak, estetik ve hukuk sisteminin (töre) özünü oluşturduğunu kaydetti.
Tarihi Kırılma: 16. Asır ve “Taklit” Dönemi
Konuşmasında Türk kültür tarihindeki büyük bir kırılmaya işaret eden Dr. Sait Başer, 16. yüzyıl başındaki Osmanlı-Safevi çatışmasının Türk kültürünün bel kemiğini kırdığını savundu. Bu süreçle birlikte canlı tefekkürün yerini “Eşarileşme” ve “taklit” dönemine bıraktığını belirten Başer, “Yesevî ocağının harlı ateşiyle yola çıkıldı ancak 16. asır sonrasında bu anlayış önce uzak tutuldu, sonra tekfir edilir hale geldi” dedi.
Başer, bu dönemin “Enelhak” şehitlerinden İsmail Maşukî’nin At Meydanı’ndaki idamını, Yahya Kemal’in şiirindeki “Sahilsiz engin” ve “At meydanında ölmüş Enelhak şehidi” imgeleri üzerinden tahlil etti.
“Şamanizm Bir İftiradır, Töre İse Hikmettir”
Güncel tartışmalara da değinen Dr. Sait Başer, Türklerin İslam öncesi inancı hakkında “Şamanizm” nitelemesinin bir “oryantalist zehir” ve “iftira” olduğunu ileri sürdü,. Türk tarihinde adı bilinen tek bir şamanın olmadığını, buna karşın “Bilge” geleneğinin hakim olduğunu belirten Başer, şu ifadeleri kullandı:
“Töre hikmettir, Türk hikmetinin adıdır. Töre, adaleti merkezine alan evrensel bir hukuk sistemidir. Töre bilinecek; çünkü töreyi bilmeyen adamın Türk kültürü, Türk müziği veya mimarisi hakkında konuşmaya selahiyeti olamaz.”
Eğitim Sistemi ve Kültürel Güncelleme Vurgusu
Dr. Başer, Türkiye’nin eğitim sistemine yönelik eleştirilerinde, 1947 yılında imzalanan Fullbright Anlaşması’nın Milli Eğitim üzerindeki dış denetim etkisine dikkat çekti. Medeniyetin “değiştirilecek bir proje” değil, “güncellenecek bir miras” olduğunu savunan Başer, taklitle medeniyet kurulamayacağını, Sinan’ın mimarisini veya Itrî’nin müziğini sadece tekrar etmenin yetmeyeceğini, onların ruhunu bugünün diliyle yeniden anlamak gerektiğini vurguladı.
Program, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve teşekkür konuşmaları ile sona erdi.


